25/2/2008 - ŞEYTANIN TERÖRÜ:SaTaNiZM..

ŞEYTANIN TERÖRÜ:SaTaNiZM..
Satanizm, şiddeti ve vahşeti dini bir ritüel haline getiren sapkın bir ideolojidir. Kendilerine şeytanı ilah edindiklerini söyleyen satanistler, insanlık dışı eylemleri ve kanlı cinayetleri adeta bir ibadet düşüncesiyle yerine getirirler.
Çoğu kimse satanizm denildiğinde bunun sadece psikolojik yönden gençler arasında yaygın olan, mistik bir tür akım olduğunu düşünebilir. Ya da izlediği filmlerin etkisi ile satanistlerin sadece garip ritüellere sahip, akli dengesi yerinde olmayan insanlar olduğunu sanabilir. Satanistlerin vahşet temelli, ürkütücü ritüellere sahip oldukları doğrudur. Ancak pek çok insanın göz ardı ettiği nokta, satanizmin, geçmişi 1800'lere uzanan materyalist, şiddet yanlısı ve ateist bir ideoloji olduğudur. Üstelik bu ideolojinin dünya çapında çok sayıda takipçisi vardır.
Satanizmin temel özelliği her türlü dini değeri reddetmesi ve şeytanı kendisine ilah edindiğini söyleyerek, cehennemi bir nevi kurtuluş olarak görmesidir. Satanizme göre insan hiçbir şeye karşı sorumlu değildir, tek sorumluluğu nefsinin kendisine emrettiklerini yerine getirmesidir. Bu durumda eğer nefsi insana öfkelenmeyi, kin tutmayı, intikam almayı, yalan söylemeyi, hırsızlık yapmayı, zarar vermeyi, öldürmeyi emrediyorsa bunun yapılmasında bir sakınca yoktur. Satanizmin bunu savunurken öne sürdüğü temel mantık ise, kötülüğün engellenmesinin bir tür samimiyetsizlik olduğu iddiasıdır. Yani bu sapkın inanca göre, nefsi insana karşısındaki kişiyi öldürmesini söylüyorsa ve eğer insan bunu yerine getirmemişse dürüst davranmamış olur.
Tüm insanların takdir ettiği, güzel ahlak özelliği olarak gördüğü sevgi, hoşgörü, sabır, affedicilik gibi erdemler ise satanistlerin nefret ettikleri özelliklerdir. Bu sapkın ideolojiye göre asil olan, kin, öfke, intikam gibi duygular ve kötülükte sınır tanımaz olmaktır. Satanizmin temel öğreti kitabı olarak kabul edilen Satanic Bible'ın (Şeytani İncil) beşinci maddesinde -İncil'de yer alan "bir yanağına tokat atana diğerini çevir" prensibine atıfla- "Şeytan diğer yanağını çevirmek yerine, intikam almayı temsil eder" denilmektedir. Yine aynı kitabın bir başka maddesinde, "Düşmanlarınızdan tüm kalbinizle nefret edin ve eğer bir adam sizin yanağınıza vurursa, sizde onun öbür yanağına vurun" talimatı yer almaktadır. Görüldüğü gibi satanizm son derece sapkın inanışlara sahiptir. Ve bu inanışlar insanları saldırgan olmaya, cinayet işlemeye ve hatta katliamlar yapmaya yöneltmektedir. Özellikle Amerika'da akademisyenler ulusal terörün temelinin satanizm olduğu ve satanizmle ciddi mücadele yöntemleri geliştirilmesi gerektiği tespitinde bulunmuşlardır. Bu akademisyenlerden birisi de Denver Üniversitesi'nden profesör Carl Roschke'dir. Roschke konunun önemini, "Satanik ideolojinin, ulusal terörün temeli olduğu konusunda ciddi çalışmalar yürütmekteyiz", sözleri ile dile getirmektedir.3 Satanizme karşı verilecek mücadelenin en önemli adımının, satanistlerin "sadece işsiz güçsüz takımı" oldukları yanılgısından vazgeçilmesi olduğunu söyleyen Roschke, satanistlerin işledikleri suçlar incelediğinde bu ideolojinin ne kadar büyük bir bela olduğunun daha iyi anlaşılacağını aktarmaktadır Satanizmin İdeolojik Kökeni Darwinizm'dir
Satanistlerin kitaplarında, dergilerinde, yayınladıkları broşürlerde ve internet sitelerinde kendilerini tanıtırlarken en çok dikkat çeken noktalardan birisi, 'insanları bir tür gelişmiş hayvan olarak' gördükleri, 'hayatın asıl anlamının mücadele olduğunu' söyledikleri, 'ancak güçlü olanın ayakta kalabileceğini' savundukları cümlelerdir. Bu durum satanistlerin görüşlerinin ideolojik temelinin Darwinizm olduğuna dair önemli bir delildir. Nitekim pek çok satanist de bunu açıkça dile getirmekten çekinmez. "A De******ion of Satanism" (Satanizmin Bir Tarifi) adlı bir yazıda, satanist yazar ideolojisini şöyle açıklamaktadır:
...Öncelikle tüm insanlar sosyalleşmiş hayvanlardır... Tüm insanlar ve hayvanlar ortak bir biyolojik geçmişe sahiptir. Satanizm insanların gelişmiş bir hayvandan başka bir şey olmadığını savunur. Bizim diğerlerine bir üstünlüğümüz yoktur, biz sadece evrimleşme ve ayakta kalma şansına sahip olabilmiş kişileriz.. 5
"Şeytan Kilisesi" yayınları arasında yer alan bir başka satanist kaynak ise, insanların gelişmiş birer hayvan oldukları düşüncesine inandıklarını şu sözlerle dile getirmektedir:
Satanizm insanı bir tür hayvan olarak gördüğüne göre –geçmiş kültürlerde bu gerçeğin farkına varmış ve toplumları içerisinde bunu dile getirmiş olanlar vardır- bu sanatsal ve felsefi ifadeleri bulup ortaya çıkaracağız ve bunları bugünkü uyanışımızın kökeni olarak göreceğiz. Görüldüğü gibi satanizm, Darwin'in insanların hayvanlardan evrimleştiğini öne süren teorisini ideolojik 'uyanışın' kökeni olarak görmektedir. Anton LaVey ile yapılan ve MF Magazine isimli müzik dergisinde yayınlanan bir röportajın girişinde ise Darwinizm ile satanizm arasındaki ilişki şöyle tanımlanmaktadır: Anton LaVey, 1960'ların sonunda hippilikten ve Hıristiyanlığın monoton ahlaki değerlerinden sıkılan bireyler için, sosyal Darwinizm ideolojisini ve pozitif düşünceyi anlaşılabilir bir forma sokarak yeni bir yol oluşturmuştu. 7 Satanist kilisenin papazlarından Magister Peter H. Gilmore ise, bu sapkın dini şöyle tarif etmektedir:
... Şimdi bunun yerine modern satanizmin ne olduğuna bir bakalım: Kabiliyeti olanların ahmak olanların üzerinde tekrar hakim olacağı, adaletsizliğin yerini adaletin alacağı, iki bin yıldır tüm insanların eşit olduğu safsatasını öne sürenlerin tamamen reddedildiği acımasız bir din elitizmi ve sosyal Darwinist anlayış.
Elbette yukarıdaki satırlarda yer alan adalet anlayışı, bizim anladığımız anlamda, hak ve eşitlik prensibi üzerine inşa edilmiş bir adalet değildir. Bu adalet satanist bir adalet anlayışıdır ve takip eden satırlardan da anlaşılacağı üzere kendilerini diğerlerinden üstün gören insanlara her türlü yetki ve hakkı vermeyi öngören bir adalettir.
Satanizmin sadece Batı toplumlarını üstün gören sosyal Darwinist anlayışı, başta faşizm olmak üzere pek çok ırkçı ve şovenist akımla paralellik göstermesine ve hatta çoğu zaman bu akımlarla işbirliği içinde hareket etmesine neden olmuştur. Hitler'in Nasyonel Sosyalistleri, Mussolini'nin Kara Gömleklileri arasında satanizme inanan pek çok kişiye rastlamak mümkündür. Bu işbirliği Anton LaVey tarafından şöyle dile getirilmektedir:
Bu kutsal olmayan bir ittifak. Bu görüşü savunan çok farklı insanlar geçmişte bizimle anlaşma yaptılar. Hikayeleri, ışıkları ve koreografileri ile milyonlarca insanı yönlendiren Alman Nasyonel Sosyalist partisinin anti-Hıristiyan gücü satanistlere samimi olarak bağlıydı.
Bu akımlarla satanizm arasındaki en önemli ortak payda ise Darwinizm'dir. Tüm bu sapkın ideolojilerin temelinde yer alan sosyal Darwinizm'i, satanistler şu sözlerle savunmaktadırlar:
Güçlü olanın ayakta kalması prensibi, bireyin hayatta kalıp kalamamasından, kendi başlarına ayakta duramayan milletlerin elenmesine kadar toplumun her seviyesine uygulanabilir... Zayıflar sosyal Darwinizm'in neticelerini yaşamaya başladıkça dünya nüfusunda sistemli bir azalma olacaktır. Çünkü doğa her zaman çocuklarını bir yandan güçlendirir bir yandan temizler. Biz gerçeklerden bahsediyoruz ve bunu varlığın yapısına zıt olan bir ütopyaya dönüştürmeye çalışmıyoruz.
.. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. Allah, onu lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Andolsun, kullarından 'miktarları tespit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) edineceğim. Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
ALINTI..
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/2/2008 - Neden Satanist oluyorlar

Neden satanist oluyorlar Satanizmin son yıllarda bu kadar yaygınlaşması, satanist cinayetlerin ve intiharların basında bu kadar yer alması "neden satanist oluyorlar?" sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu konuda yazılan yazılarda hep aynı nedenler gösterilmekte, ekonomik sıkıntı ya da aile içi iletişimsizlik gibi gerekçeler öne sürülerek, insanların satanizm gibi sapkın bir yolu seçmeleri makul bir tavır gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Ancak bunların hiçbiri gerçeği yansıtmamaktadır. İnsanların satanist olmalarının en önemli nedenlerinden biri üzerinde durduğumuz materyalist, ateist ve Darwinist düşünce yapısıdır. İnsanları güzele ve iyiye yönelten İlahi dinlere karşı çok büyük bir düşmanlık duyan, bu düşmanlıklarını çeşitli şekillerde ifade etmek isteyen insanlar, satanizm ile bu kinlerini açığa çıkarmaktadırlar. Şeytan türlü telkinlerle onları etkisi altına almış, satanizmi mistik, heyecan verici bir macera gibi göstermiştir. Allah bir ayetinde "... şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar." (Neml Suresi, 24) şeklinde bildirmiştir. Şeytan 'güzel ve süslü gösterme' yöntemiyle insanları karanlık bir dünyaya çekmekte ve onları cehenneme kadar sürüklemektedir:
Satanizmin yalanlarına kapılanların önemli bölümünü, problemli ve iyi eğitim almamış genç insanlar oluşturur. Bu gençlerin en büyük eksikliği, içine düştükleri manevi boşluktur. Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. (Nisa Suresi, 60)
Bu kişiler satanizmi bilinçli olarak seçen, insanları bu yola sokmak için gayret gösteren kimselerdir. Ayetlerde ancak Allah'ın ayetlerini inkar eden kişilerin şeytanı dost edindikleri bildirilmektedir:
Kim Rahmanın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. Sonunda Bize geldiği zaman, der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)." (Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız. (Zuhruf Suresi, 36-39)
Satanizmi seçen ikinci kitle ise gazetelere ve tartışma programlarına sıkça konu olan cahil, problemli, iyi eğitim almamış kimselerdir. Sorunlu kişiliklere sahip bu kimseler kendilerince toplum içinde bir yer edinebilmek, arkadaş sahibi olmak, komplekslerini tatmin etmek, başarısızlıklarını ve problemlerini unutmak, dikkat çekmek gibi sebeplerle satanist olabilirler. Bir 'serseri hareketi' haline gelen bu gençler, şeytanın telkinlerine aldanır, bu yolla itibar kazanacakları yanılgısına düşerler.
Ancak her iki grubun temel sorunu Allah'ın dinini ve Kuran ahlakını tanımamalarıdır. Bu insanlar kainatın yaratılış amacını ve kendilerinin dünyaya neden geldiğini bilmeyen, başıboş bir yaşam sürdükleri yanılgısına sahip kimselerdir. Oysa Allah dünyayı tüm insanlar için bir deneme olarak yaratmıştır. İnsan yaşadığı süre boyunca Allah'ın dilediği şekilde bir yaşam sürmekle yükümlüdür. Yani insanın bir yaratılış amacı vardır. Allah tarih boyunca hak dinler aracılığıyla insanların yaratılış amaçlarını, ibadet yollarını, Kendisini razı edecek olan üstün ahlak ve tavırları bildirmiştir. Kusursuz bir yaratılışla var edilen insanın yaratılış amacı Allah'ın inanan kullarına bir rehber olarak indirdiği Kuran'da "Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56) ayeti ile bildirilmiştir.
İşte bu noktada insanların dünyada geçirdikleri sürenin, sonsuz ahiret hayatına göre çok kısa olduğunu bilerek davranmaları çok önemlidir. Çünkü dünyada yaşayan bütün insanlar eninde sonunda mutlaka ölecek ve Allah'ın karşısında hesap vereceklerdir. Allah "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk Suresi, 2) ayetinde de bildirdiği gibi, insanlar yaşamları boyunca çeşitli olaylarla denenirler. Her insanın dünya hayatındaki tavrı ahiretteki sonsuz hayatını nerede geçireceğini belirleyecektir. Bu nedenle sapkın yolları seçen, şeytanın emirleriyle hareket eden, güzel ahlakı çirkin görüp, her türlü kötülüğü yaşamayı özgürlük sanma hatasına düşen insanlar çok büyük bir aldanışa kapılmışlardır. İnsanların bu gerçekleri göz ardı edip, umursuzca, sanki bu dünyada bulunma amaçları yokmuş gibi hareket etmeleri, şeytanın telkinlerine kendilerini kaptırıp boş ve zararlı şeylerle oyalanmaları, ömürlerini bir cinnete kapılarak geçirmeleri onları ahiret azabına doğru sürüklemektedir. Şeytanı dost edinen bu kişiler için ayetlerde şu şekilde bildirilmektedir:
Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı hak etti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (Araf Suresi, 30)
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)
Alıntıdır
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/2/2008 - KIYAMET TARİKATLARI VE YENİ DİNİ HAREKETLER

Birbirinden ilginç dini akım ve tarikatların yeryüzünde milyonlarca taraftarı olduğu belirtilerek, bu akımların Türkiye’de de taraftar bulduğu bildirildi. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rafet Özkan, yeryüzündeki yeni dini akım ve tarikatlarda birbirinden ilginç bilgilerin bulunduğu "Kıyamet Tarikatları ve Yeni Dini Hareketler" isimli kitabını anlatt. Yeni dini hareketlerin genellikle 20. Yüzyılda ortaya çıktığına dikkati çeken Özkan, bu hareketlerin bir çoğunun Hristiyan dünyasında özellikle de ABD’de filizlendiğini söyledi. ABD’nin günümüzde "din panayırı"na döndüğü değerlendirmesini yapan Özkan, birçok dini hareket ve tarikatın Türkiye’de de faaliyetleri bulunduğunu vurguladı. "Kıyamet öncesi uzaylılar bizi kurtaracak" şeklinde garip birçok inanışın bulunduğu yeni dini hareketlerin büyük paralar kazandığına da dikkati çeken Özkan, şunları söyledi:
"Özellikle gençleri hedef kitle seçen bu tür dini hareketler sınırsız zevk, ölümsüzlük gibi saçma vaadlerde bulunarak insanları kandırıyor. 19. Yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde dünyada yaşanan değişim ve gerilimler, bilhassa da savaşlar, insanları yeni arayışlara itmiştir. Sıkıntı ve bunalımlarını, icat ettikleri yeni yöntemlerle atmaya çalışan bu insanlar, ait oldukları önceki dini inançlardan tatmin olamadıkları için arayışa girmekte ve bu arayış onları çoğu zaman geri dönüşü olmayan girdaba sürüklemektedir."
KÖLE HALİNE GETİRİYORLAR Yeni dini hareketler taraftarlarını kendilerine bağımlı hatta köle haline getirebilmek için çeşitli yöntemlere başvurduklarını savunan Özkan, "Taraftarlarını bağımlı yapmak için beyin yıkama, ferdi ve grup terapileri, psikoterapileri, uyuşturucu bağımlılığını yaygınlaştırma, gençliğin cinselliğe olan zaafından yararlanma ve eğlenceye teşvik etme gibi yöntemlere başvuruyorlar" diye konuştu.
KIYAMET TARİKATLARI VE YENİ DİNİ HAREKETLER Özkan, dünyanın önemli bölgelerinde faal olan ve kıyametin kısa zamanda kopacağı dini hareketler ve özelliklerini, şöyle anlattı:
OSHO HAREKETİ: Rajneesh Chandra Mohan tarafından kurulan bu dini hareketin mensupları turuncu renkli elbiseler giymektedir. Büyük ekonomik kazançlar elde eden Mohan’ın, ABD’den sürüldüğünde geride 90 aşkın Rolls- Royce marka arabası kaldığı biliniyor. Osho hareketine katılan eşlerini Mohan’a sunmalarının yanı sıra para ve emeklerini de vermeleri gerekmektedir. Bu harekatta, komin bir hayat vardır ve herşey ortaktır.
FIAT LUX TARİKATI: Avrupa’da 20. Yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan dini harekette inanlar, kıyametin kopacağı beklentisi içindeler. Tarikatın kurucusu İsviçreli Erika Bertschinger, Hazreti İsa ve Hazreti Meryem’in özel kabiliyetlerinin kendisine geçtiğini iddia ederek, 1977’de Zürih’te mabet açtı. Bunlara göre, yeryüzü tabi afetlerle yanacaktır. Bütün dünyayı kaplamış minyatür odalı gemicikler ise, bu tarikat mensuplarını uzaya götürecekler, dünya yanarak temizlenme işlemi sonrası da geri getireceklerdir. Bayan üyeleri saçları uzatmak zorunda olan bu tarikat mensupları, gazete, televizyon gibi kitle iletişim araçları reddetmek zorundalar. Kahve, çay, kola içmedikleri gibi çiğ gıdalarla beslenmek zorunda olan tarikat mensupları, bir süre doktora bile gitmemişler fakat birçoğunun ölümü üzerine doktora gitmelerine izin verilmiştir.
HARE KRİŞNA HAREKETİ: Bangladeşli Bhaktivedanta Swami Prabhupada tarafından 1966’da ABD’de kuruldu. Grup üyeleri renkli elbiseler giymekte ve kafalarını arkasında bir örgü bırakarak, kazıtmaktadırlar. Etli gıdalar, sarhoşluk veren maddeler ile evlilik dışı cinsel ilişki yasaktır. Hindistan, ABD ve Batı Avrupa’da yayılan dini akım, son yıllarda özellikle Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’nde bu dini akımı yaymaktadır. Üyeleri Krishna Mantra olarak isimlendirilen beyti günde bin 728 defa zikretmek zorundalar.
MOONCULUK: 1954 yılında Kuzey Koreli San Myung Moon tarafından kurulan dini akım, antikominist bir eğilime sahip. Özellikle ABD’de gençliği hedef almış ve bu ülkede zararlı dini hareketler içerisinde gösterilmiştir. 2 milyona yakın taraftarıyla büyük bir güç ve başarı elde etmiştir. Tanrıyla bizzat görüştüğünü ileri süren Moon, ABD’nin ağır silah sanayinin yüzde 16’si, gemi ve balık ticaretinin yüzde 70’ini elde bulundurmakta ve çok önemli medya gücüne sahiptir. Moon kendini üçüncü Adem olarak gösterir. Moonculuğun en dikkati çeken ve önemli uygulamalarından biri şüphesiz toplu nikah törenleridir. 20 Mart 2002 Ankara’da lüks bir otelde yaptıkları toplantıyla dikkati çektiler.
NEW AGA HAREKETİ: 1960’larda ABD doğmuş, oradan da Avrupa’ya yayılmıştır. Bu dini akımın inancına göre Yeni Çağ’ın girmesiyle birlikte bu dünya hayatı değişmeksizin kıyamet kopacak ve bütün evren Yeni Çağ’a göre yeniden dizayn edilecektir. Her şeyin yenilendiği bu hayatta insan tanrısal güç elde edecektir. Türkiye’de de günümüzde bu hareket ile bağlantılı müzik, çevreci ve feminist grupların olduğu ifade ediliyor.
SATANİZİM: İngiliz Aleister Crowley 1904 yılında Manga Charta adıyla kurduğu modern satanizme göre; insanın tabi faaliyetlerini temel alan bir dine ihtiyaç vardır ve bu dinin ismi Satanizm’dir. Satanizmde düşmanlardan nefret etmeyi ve onların yok edilmesi ile seksin yüceltilmesi emredilmiştir. ABD ve Avrupa’daki satanist davalarının önemli bölümünü çocuk tecavüzleri ve cinayetleri oluşturmaktadır.
SCİENTOLOJİ HAREKETİ: Lafeyette Ronald Hubbard tarafından 1950’de geliştirilmiş dini akındır. İlk kiliseleri ABD’de açılmıştır. Hubbard’a göre evren madde, enerji, uzay ve zamandan kelimelerinin İngilizce baş harfleri olan MEST’ten oluşmuştur. Bu inanca göre OT olarakisimlendirdikleri kademelerinin 8’incisine ulaşan maddeye, zamana, mekana ve enerjiye hükmedileceğine inanılıyor. 8. kademeye ulaşan insan tanrılık makamına ulaşmakta ve tanrı olmaktadır. Ama bu kademeye ulaşmak için yüz binlerce dolar veya avro gerekmektedir. Bu dini akımın en basit kursları birkaç yüz avrodan başlamakta, 4 bin 400 avroya kadar çıkmaktadır. Kendi rakamlarına göre 8 milyon taraftarı ve 3 bin 100 kiliseleri bulunmaktadır. Dualarında Kuran-ı Kerim, İncil ve Tevrat’tan bölümler bulunmaktadır.
TEOSOFİ: Doğu-batı sentezi bir dini akımdır. Rus Halena Petrowna Blavatsky tarafından kurulmuştur. Dünya çapında gelişme sağlamıştır. Evrensel kardeşliği kurmak gibi üç ana hedefleri vardır.
ANANDA MARGA: Sonsuz saadet yolu anlamına gelmektedir. 1955 yılında Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Her üyenin günde bir defa Mantra banyosu olarak dini banyoyu yapması gereklidir. Et, balık, alkol yasaktır. Ayrıca yumurta, tütün ve belirli baharatlarda kullanılamaz. 1980’li yıllardan sonra Türkiye’de de faaliyet gösteren dini akımın 2.5 milyonu aşkın taraftarı olduğu biliniyor.
ANTROPOSOFİ: 1913’de Rudolf Steiner tarafından kurulan dini akım, 1967 yılında hediye ve borç için cemaat bankası kurmuş ve bu diğer bankaları takip etmiştir. Almanya’nın ilk özel üniversitesini kuran dini akıma inanlar, ilaç ve giyim sanayinde el atmışlardır. Antroposofi, bütün dünyadaki ruhlar için insan varlığındaki ruhu yönetebilme yoludur.
BRAHMA KUMARİS: Lekhraj Kripalani tarafından kurulan bu akımın inancına göre, Vişnu ve Şiva adlı tanrıların Kripalani’ye görünmüştür. Kadın hakimiyetinde, kadınlar tarafından yürütülen ve kıyamet beklentisi içinde olan bir Hindi reform hareketidir. Bu akımı yaymak için İstanbul’da ücretsiz yoga kursları verdiği biliniyor.
EVRENSEL HAYAT: Gabriele Wittek tarafından 1977’de kuruldu. Hristiyan akidelerinin yanı sıra diğer dinlerinde alıntılar, inanç sistemini taşımaktadır. İnançlarına göre Wittek ile Tanrı bir medyum kadın aracılığıyla görüşmüştür. Bir kadın peygamber konumundaki Wittek taraftarlarınca "tanrının borazanı" olarak isimlendirilmiştir. Marketler zinciri, sağlıklı hayat kuruluşları ve gıda üretimi yapan tesislere sahiplerdir. Bunlara göre, kıyamet kopacak, fakat bu akımının taraftarları hayatta kalacaklar, tekrar yeryüzüne gelen İsa’nın ruhuyla bağlantı kurulacak, böylece bin yıllık barış hükümdarlığı kurulacaktır.
REAL HAREKETİ: İstanbul’da 2005 yılında yapılan toplantıya kamuoyunun tanıdığı hareketinin kurucusu Fransız asıllı Claude Vorilhon tarafından 1973’de kurulmuş ve UFO inancına dayalıdır. Bu inanca göre kolonlamayla ölümsüzlüğün yolu açılacaktır. Bu gruba üye olmak için binlerce avro ödenmek zorunluluğu vardır. Hedonizm inançlarının gereği aşırı eğlence ve toplu seks ayini yadırganmamaktadır.
SAHAJA YOGA: Bu akımın tanrıçası olarak kabul edilen lideri Shri Mataja’dır ve ayaklarını yıkadıkları su şifa niyetine içilmektedir. Bu inanca göre tanrılar, bireysel yaratıklardır ve biyolojik görüntüler bu kanallar vasıtasıyla düzenlenmektedir.
TANRININ ÇOCUKLARI: 1968’de ABD’de David Berg tarafından kurulan dini akıma göre, kurucu Berg ahir zaman peygamberidir. Bergi, bayan taraftarlarını Tanrının sevgisini yeryüzüne yaymaları için pek çok erkekle cinsel ilişkiye girmek üzere görevlendirilmiştir. Bayanların bir erkeği reddetmesi yasaktır. Bu akımın inancına göre kıyamet yakında kopacak, ama kendileri sayesinde dünya yeniden yaratılacaktır.
TRANSANDANTAL MEDİTASYON: 1958’de Hindistan’da Mararishi Mahesh Yogi tarafından kurulan bu akıma ünlü müzik grubu Beatles’in bağlanmasıyla ABD ve Almanya’da gelişti. Türkiye’ye 1968 yılında gelen Yogi’nin taraftarları Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir’de merkezler açtıkları biliniyor. ABD’de Hint temeline dayalı bir din olarak hükmedilen akımın meditasyon tekniklerinin okullarda yapılması yasaklanmıştır.
DİĞER DİNİ HAREKETLER VE TÜRKİYE’NİN DURUMU Gül Haçı, Neo-Tantrizm, Reiki gibi yeni dini hareketlerin de bulunduğunu anlatan Özkan, Teosofi, Antroposofi ve Fiat Lux hareketlerinin dışındaki bütün grupların İstanbul başta olmak üzere, ülkenin çeşitli şehirlerinde şubeleri açtıklarına dikkati çekerek, "Sahaja Yoga isimli grubun Türkiye’de 34 şubesi bulunmaktadır. Mardin, Diyarbakır, Batman gibi illerde hatta Hacıbektaş, Fethiye ve Kemer gibi ilçelerde bile şube açmışlardır"diye konuştu.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Uzun Zamandır okudugum birikimlerimi Aktarmak İnsanların Okuyup Faydalanması en önemliside Hak Rızası içindir çabamız...
Kategoriler
Ahir ZamanFarkli DinlerHristiyanlikSaklanan GerceklerYahudilik Yahova SahitleriYuce Dinimiz Islam
Arkadaşlarım
beyanulkuran tokaris islamsaadettir surgunsehrim bilaltaha adinakurbaneyrasul fuadyusufoglu gulpinarim gunbatimi7 tesetturluyum mukarrebin sultanabdulhamidhan ahid77 yenihilal osmanlicemiyeti benimblog medenizat hubeyb33
|