11/2/2009 - Mesih PLANI-2

Tarihin Dönüm Noktasi Protestanlik ve 'Mesih'in Yollarini Açan Adam' Martin Luther "Katoliklere sesleniyorum; bana kafir demekten yorulduklarinda, yahudi desinler" - Martin Luther
Luther'in Katolik Kilisesinin yüzyillardir süregelen doktrinlerini degistirirken, bunlarin yerine Eski Ahit düsüncelerini koymasi kuskusuz bir rastlanti degildi. Tam aksine, Luther sanki bu is için egitilmisti: Protestan liderinin düsüncelerini olustururken en çok etkilendigi kisi dönemin ünlü hümanisti Johannes Reuchlin (solda) idi. Judaica, Luther'in yasaminin sonuna dek, Reuchlin'i en büyük ögretmeni olarak kabul ettigini vurguluyor.50 Peki Reuchlin kimdi dersiniz?... Luther'in düsüncelerinin olusmasinda en büyük paya sahip olan bu Alman hümanistinin acaba ne gibi bir özelligi vardi ki, ögrencisinin Katolik düsüncesine toptan savas açmasina ön-ayak olmustu?...
Hiristiyanliktaki Reform hareketleri çok büyük ölçüde yahudi edebiyati ve felsefesinden etkilenmisti. Hatta reform hareketlerinin, rakipleri tarafindan 'yahudilesme' olarak görülmesi ve gösterilmesi bunun bir göstergesi sayilabilir... Çesitli Protestan gruplari, Eski Ahit'in bir emri olan ve Katoliklerce uygulanmayan sünnet, Sabbath'in kutlanmasi gibi ibadetlere geri döndüler: Kisacasi, Eski Ahit'e Yeni Ahit'ten daha fazla baglandilar. 15 ve 16. yüzyildaki Hiristiyan Reformunun önemli liderlerinin hepsi Ibranice biliyor ve yahudi kaynaklarini inceliyordu. Istisnasiz hepsi, Eski Ahit teolojisine geri döndüler. John Huss, Zwingli, Michael Servetus, Calvin ve Luther; bu isimlerin hepsi, karsitlari tarafindan 'yari-yahudi' olmakla hatta tümüyle yahudilesmekle suçlandilar. Eski Ahit'in etkisi bunun ardindan Püritenlikte ve daha sonraki Anglo-Amerikan mezheplerinde de belirgin biçimde görüldü.54
Luther, yahudilerin Tanri tarafindan mesajini dünyaya yaymak için seçildiklerini söyleyerek onlari över. 'Yahudiler,' der, '... dünyadaki en üstün kani tasimaktadirlar. Kutsal Ruh, onlarin eliyle Kutsal Kitabi dünyaya yaymistir. Onlar Tanri'nin çocuklaridir, bizse yabancilariz. Aslinda, Kenanli kadinin hikayesinde anlatildigi gibi, bizler sahiplerinin masasindan düsen ekmek kirintilari ile yetinen köpekler gibi olmaliyiz'.55
Luther'in baslattigi Reform hareketi, Avrupali yahudiler tarafindan da Mesih'in gelisi için gerekli ortami saglayacak bir hizmet olarak görüldü. "Yahudiler, Martin Luther'i, Hiristiyanlari egitip yanlis düsüncelerinden kurtararak, Mesih'in gelisi için yolu temizleyen bir adam olarak gördüler." 56
Fakat Luther, bütün bunlara ragmen, son yillarinda yahudiler aleyhine yazdigi yazilarla, resmi tarihe antisemit (yahudi düsmani) olarak geçmeyi basardi. Kendini "yahudilere köpek olmaya layik" görecek kadar "fanatik yahudi hayrani" olan bir adam birdenbire fikirlerini degistirip yahudi düsmani olur muydu? Ya da Kabalacilar'dan aldigi taktikle görüntü mü degistirirdi? Ikinci tez daha akilci gözüküyor...
Protestan Mesihçiligi ve Mesih Plani Yahudilerin Vaadedilmis Topraklar'dan uzaklastirilacaklari, ancak birgün bir Kurtarici önderliginde yeniden oraya dönecekleri, Eski Ahit'in (M. Tevrat) sikça vurguladigi konulardan biridir. Bu nedenle Mesih inanci, yahudi dini kaynaklarinin hepsinde büyük bir yer tutar.
Yalniz bir farkla: Protestanlar, yahudilerden farkli olarak, beklenen Mesih'in Hz. Isa olduguna inaniyorlardi. Protestan düsüncesine göre, yahudiler kehanetteki sartlari yerine getirdikten—yani, Vaadedilmis Topraklar'da devlet kurup, Kudüs'ü ele geçirip, Tapinak'i insa ettikten—sonra, Beklenen Mesih Hz. Isa dünyaya yeniden gelecekti. Ve yahudiler onun ilk gelisinde yaptiklari hatayi tekrarlamayacaklar, onu bu kez kabul edecekler ve diger milletleri Beklenen Mesih Hz. Isa'nin önderliginde Kudüs'ten yöneteceklerdi. Çünkü Protestanlarin düsüncesine göre, yahudiler "Tanri'nin seçilmis halki" olmayi sürdürüyorlardi; ancak Hz. Isa'ya karsi gelmekle bir hata islemislerdi ve onun ikinci kez gelisinde bu gerçegi göreceklerdi. (Buna karsilik, Katolikler yahudilerin "seçilmis halk" gibi bir sifati artik tasimadiklarina inanirlar). Protestanlar, dünyayi yahudilerin yönetmesiyle birlikte, kendilerine de iyi davranacaklarina ve kendilerinin de çok büyük zenginlige kavusacaklarina inanmislardi. Protestan düsüncesi bugün de hala bu yöndedir.
Ama yahudilerin bekledigi Mesih, Hz. Isa degildi. Onlar Hz. Isa'ya inanmiyorlardi. Zaten onu öldürmeye çalismislardi, bu hareketlerinin ardindan da inançlarinda hiçbir degisiklik olmamisti. Ama yahudi önde gelenleri, görünen o ki, Protestanlarin bu aykiri düsüncesine pek ses çikarmadilar. Ve Protestanlarin, özellikle de Püritenler gibi köktenci Protestanlarin, Mesih Plani'na destek olmalarini zevkle seyrettiler. Kitabin ilerleyen bölümlerinde bunu daha ayrintili olarak inceleyecegiz.
Peki acaba yahudiler, Mesih geldiginde, Protestanlara, onlarin umduklari sekilde iyi davranip, onlari egemenliklerine ortak etmeyi düsünüyorlar miydi? Hayir, kendilerini "seçilmis irk" sayan yahudiler, Mesih'in gelisiyle birlikte kurmayi düsledikleri "Dünya Kralligi"ni kimseyle paylasmazlardi. Diger irklari belki "usak" olarak kabul edebilir ama hiçbir zaman "ortak" saymazlardi. Zaten, M. Tevrat'i "revize" ederken, "Dünya Kralligi"nin yönetiminin "baska kavme birakilmayacagini" özellikle vurgulamislardi: "Ve o krallarin günlerinde göklerin Allah'i ebediyen harap olmayacak bir krallik kuracak ve onun hakimiyeti baska bir kavme birakilmayacak; ancak bu kralliklarin hepsini o parçalayacak ve bitirecek ve kendisi ebediyen duracak." 75
Püritenlerin Amerika'ya Yükledigi Misyon Amerika'nin "Mesih'in gelisine gönüllü olarak yardim edecek" bir ülke olarak dogmasinin ardindaki en büyük faktör, bu ülkenin Püritenler tarafindan kurulmasi ve temel degerlerinin de bu Püriten mirasina dayanmasidir.
Kisacasi, Amerika M. Tevrat'ta vaadedilen ve Mesih'in gelisiyle kurulacak olan Siyon Kralligi'nin bir prototipi seklinde olusturuluyordu. Vaadedilmis Topraklar'a benzetilen topraklar üzerinde, kendilerini yahudilere benzeten Püritenler, M. Tevrat'ta emredilen yöntemleri kullanarak Amerika'yi kuruyorlardi. Toprak ve yeni sahipleri M. Tevrat'a uydurulunca geriye bir tek topragin eski sahipleri, yani Kizilderililer kaliyordu. Onlara da M. Tevrat içinde bir yer bulmakta gecikilmedi.
Bu, Kizilderililerin sonunun baslangiciydi...
Yeni Dünya'daki Püriten Vahseti ve M. Tevrat'a Göre Gerçeklestirilen Kizilderili Katliami "Israilliler Kenan halkini nasil yok ettilerse, Massachusetts kolonisindeki Israilliler (Püritenler) de Kizilderilileri öyle yok ettiler" -Thomas Gossett Kizilderililer, Amerika'nin kesfedilmesinin ardindan, yahudi önde gelenlerinin haklarinda çokça konustuklari bir konu olmustu. Mesih'in dönüsünün hesaplarini yapan yahudi önde gelenleri de Püritenlerle birlikte Amerika'yi bir tür "Vaadedilmis Toprak" olarak görüyor, üzerindeki yerlileri de Eski Ahit'e göre konumlandirmaya çalisiyorlardi. Bu ortamda, Kizilderililer hakkinda ortaya atilan ilk tez, onlarin, yahudilerin "On Kayip Kabile"sinin bir parçasi olduklari seklindeydi. On Kayip Kabile, eski bir inanisa dayaniyordu. Buna göre, MÖ 719 yilinda, yahudi ülkesine saldiran II. Sargon Kuzey Krallik'i yenmis ve halkini sürmüstü. Bu yahudiler, daha sonra dünyanin çesitli bölgelerine dagilmis ve "Israil'in On Kayip Kabilesi"ni olusturmustu. Ve yine yahudi inanisina göre, Mesih'in gelmesinin sartlarindan biri, bu kayip kabilelerin bulunmasindan geçiyordu.
Kizilderililer'in gelecegi bu ortamda belirlenmeye basladi. Püritenler ve yahudi önde gelenleri Kizilderililerin "On Kayip Kabile"den biri olup olmadigini tartistilar. Adetlerinin ve dillerinin yahudilerinkine benzeyip benzemedigini arastirdilar. Yahudi tarihçi Lee M. Friedman Kizilderililer'in On Kayip Kabile'den olup olmadigi hakkinda yahudilerin ve Püritenlerin öne sürdükleri düsünceleri detaylariyla anlatiyor.87
Bu tartismanin sonucu ise Eski Ahit'e göre yapilan Kizilderili katliaminin baslangici oldu. Çünkü yahudiler ve Püritenler, Kizilderililer'in On Kayip Kabile olmadigina karar verdiler. Ama bu kez onlara Eski Ahit'e göre bir baska rol biçtiler: Bu teoriye göre Kizilderililer, Vaadedilmis Topraklar üzerinde yasayan "Kenan Halki"ydi. Vahset, iste bu noktada basladi.
Çünkü Kenan Halki, Eski Ahit'e ve dolayisiyla yahudi inanisina göre, Vaadedilmis Topraklar'i yahudilerden "gasp etmis" olan bir halktir. Ve yok edilmeleri gerekir. M. Tevrat ayetleri, "Kenan Halki'nin yok edilmesini" söyle emreder: "... Ey Kenan, Filistinliler diyari, Rabbin sözü size karsidir; seni yok edecegim, öyle ki artik sende oturan kimse olmayacak." (Tsefenya, Bab 2/5) Bir baska ayette uygulanacak vahset söyle detaylandirilir:
Ve Allah'in Rab onu senin eline verdigi zaman, onun her erkegini kiliçtan geçireceksin; ancak kadinlari ve çocuklari ve hayvanlari ve sehirde olan her seyi, bütün malini kendin için çapul edeceksin; Ve Allah'in Rabbin sana verdigi düsmanlarinin malini yiyeceksin... Ancak Allah'in Rabbin miras olarak sana vermekte oldugu bu kavimlerin sehirlerinden nefes alan kimseyi sag birakmayacaksin; fakat onlari... Kenanlilar'i... Allah'in Rabbin sana emrettigi gibi tamamen yok edeceksin. (Tesniye, Bab 20/10-17) Tarihin en büyük dramlarindan biri olan Kizilderili katliami iste bu ayetlere göre gerçeklestirildi. Year 501: The Conquest Continues (Yil 501: Isgal Hala Sürüyor) adli kitabinda, Noam Chomsky, Püritenlerin M. Tevrat ayetlerine dayanarak, "Kenan diyarinin halki" olarak gördükleri Kizilderililer'e karsi gerçeklestirdikleri katliamlari anlatiyor:
New England'daki ilk büyük soykirim hareketlerinden biri, 1637'de Pequot Kizilderilileri'nin yok edilmesiydi. Sömürgeci Püritenlerin, uyguladiklari bu vahseti göklere çikaran resmi açiklamalari ise söyleydi: 'Yeryüzü cennetinde Tanri'nin istemedigi bu Pequot yerlileri temizlendi. Öyle ki, sükürler olsun, artik Pequot ismi tasiyan kimse kalmadi.' Bugün, 'Tanri'nin izni altinda' yurduna baglilik yemini eden her Amerikan çocugu, aslinda, bu katliami uygulayan Püritenlerin tasidigi retorigi ve Eski Ahit'ten (M. Tevrat) kaynaklanan düsünceyi ödünç almaktadir. Püritenlerin Eski Ahit'ten aldiklari düsünce ise sudur: 'Bilinçli bir biçimde, Tanri'nin seçilmis halkina ait olan Vaadedilmis Topraklar'daki Kenan halkini yok etmek'. Katliami uygulayan Püritenler, yaptiklari isi tümüyle dini liderlerinin kontrolünde gerçeklestiriyorlar, 'kutsal misyon'larini yerine getiriyorlardi. Öyle ki, kizilderili erkek, kadin ve çocuklar tümüyle Eski Ahit emirlerine göre katlediliyorlardi. Kendi kullandiklari Tevrat deyimlerine göre, Püritenler, kizilderili çadirlarini 'kizgin atesli firinlara' döndürüyorlar, içindeki kurbanlari Tevrat deyimiyle 'olabilecek en kötü ölümle' öldürüyorlardi. Bir baska Tevrat ayetinin deyimiyle ölenler 'atesin içinde kizariyor, ancak oluk oluk akan kanlari atesi söndürüyor'du. Katliami uygulayanlar ise 'Yehova'nin övgüsüne layik' oluyorlardi. Bundan bir kaç yil sonra ise New York bölgesindeki yerlilerin 'temizlenmesi' operasyonu düzenlendi. Örnegin, Subat 1643'de Güney Manhattan'da Hollandali askerler tarafindan Algonquin Kizilderilileri'ne karsi gerçeklestirilen ve David de Vries tarafindan aktarilan katliam söyleydi: 'Askerler pek çok Kizilderili'yi uykularinda öldürdüler. Annelerinin gögüslerinden çekilip alinan bebekler anne-babalarinin gözleri önünde kiliçla parçalaniyor ve bebeklerin parçalari atese atiliyordu. Kundaktaki bebekler besikleri içinde parçalaniyor, kafalari eziliyor, en tas-yürekli adamin bile vicdanini sizlatacak bir vahsilikle öldürülüyorlardi. Bazi bebekler nehire atildi, onlari kurtarmak için anne ve babalari da suya atladi. Ama askerler ne çocuklarin ne de anne-babalarin sudan çikmalarina izin vermediler, hepsi boguldu.88 Chomsky'e göre, ABD'nin 20. yüzyilda dünyanin dört bir yaninda uyguladigi ya da uygulattirdigi terör (terörizm kültürü) de kaynagini Püritenlerin Amerika'ya yükledigi vahset geleneginden almaktadir:
Amerika'nin Yahudilesme Süreci... "Amerika'ya bagli olmakla yahudilige bagli olmak arasinda hiçbir uyumsuzluk yoktur. Yahudi ruhu, aslinda modernizmdir ve bütünüyle Amerikali'dir" - Louis D. Brandeis Püritenlik, ayni Ingiltere'de oldugu gibi, Amerikan ruhuna yalnizca çok önemli bir yahudi sempatizanligi enjekte etmekle kalmadi, ayni zamanda yahudi düsüncesindeki pek çok faktörü de Amerikan kültürüne ekledi. Bu faktörlerin basinda, az önce inceledigimiz gibi, M. Tevrat kökenli vahset gelenegi geliyordu. Noam Chomsky, ABD'nin bugün dünya çapinda uyguladigi vahsetin kökeninin (ki buna Culture of Terrorism-"Terörizm Kültürü" adini veriyor), Püritenlerin Kizilderililer'e yaptigi katliamlara dayandigini vurguluyor.
Bunun disinda, gerçekte yahudi dininde olan pek çok faktör, Amerikan ruhuna etki etti. Böylece Amerika, açik bir "yahudilesme" yasadi. Yahudi düsüncesine tümüyle uyum sagladi, onu tümüyle kabul etti, ona tümüyle teslim oldu... Ve Amerika, Kolomb'un amacina uygun olarak, "yahudiler için iyi bir yer" oldu. Yahudi inanci ve felsefesi, Amerika'nin kurumlasmasina kaynak olmustu. The Universal Jewish Encyclopedia, "The United States" basligi altinda sunlari not ediyor:
Zenci Düsmanliginin Ibrani Kökenleri "Siyah dogmus olmak Tanri'nin bir cezasidir" - Kabala'dan
Diger yahudi kaynaklarinda da benzer sapkin inanislar bulmak mümkündür. Örnegin Kabala'ya göre, zenci olmak, dogrudan asagi bir irktan olmak anlamina gelir. Kabala'nin temel eserlerinden olan Yaratilis Kitabi (Sefer ha Yetsira), "Siyah dogmus olmak Tanri'nin bir cezasidir" hükmünü içerir.104 Dolayisiyla, pek çok motifini yahudi kaynaklarindan almis olan Bati irkçiliginin, zenci düsmanligini da ayni kaynaktan derledigini anlamak pek zor degildir. Alıntıdır
|