7/5/2009 - Yahudilerin bekledigi Mesih: Mesih-i Deccal
Yahudilerin bekledigi Mesih: Mesih-i Deccal
Aslinda Mesih-i Deccal'in nasil birisi olacagini bu kitabin basindan bu yana inceliyoruz, denebilir. Yahudi kaynaklarindan topladigimiz bilgiler; sözkonusu Mesih'in dünya çapinda bir yahudi egemenligi kurmak için ortaya çikacagini; yahudilerin "üstün irk" gibi saplantilarini tasdik edip-kiskirtan irkçi bir lider olacagini; diger tüm dinleri egemenligi altinda almak ya da yok etmek için ugrasacagini; bir takim metafizik güçlere sahip ya da en azindan o görüntüyü verebilen bir tür büyücü, muhtemelen büyük bir Kabalaci olacagini göstermektedir. Bu saydiklarimiz, gerçekten de bir deccal, yani bir saptirici oldugunu göstermektedir. Sayilan özelliklerin hepsi, inkara ait özelliklerdir. Eger sözkonusu Mesih gerçek bir kurtarici olsaydi, yahudileri irkçi inanislarindan vazgeçmeye, diger insanlarla baris içinde yasamaya ve en önemlisi Allah'in hükümlerine tabi olmaya çagirirdi. Ancak bu durumda da yahudiler onu tanimazlardi. Bunu rahatlikla söylememiz, Kuran'daki yahudilerle ilgili bazi ayetler nedeniyledir. Ayetler söyledir:
Andolsun, biz Israilogullarindan kesin söz almis (misak) ve onlara elçiler göndermistik. Onlara ne zaman nefislerinin hosuna gitmeyen bir seyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladilar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide, 70) Andolsun, biz Musa'ya kitabi verdik ve ardindan pespese elçiler gönderdik. Meryem oglu Isa'ya da apaçik belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoslanmayacagi bir seyle gelse, büyüklük taslayarak bir kisminiz onu yalanlayacak, bir kisminiz da onu öldürecek misiniz? (Bakara, 87) Bu ayetler, kendilerini Allah'in yoluna davet eden ve dolayisiyla onlara nefslerinin hosuna gitmeyecek bir seyi teklif eden bir elçinin yahudi toplumundan asla kabul görmeyecegini bildiriyor. Yahudiler bu konuda o denli inatçidirlar ki, kendilerine gelen elçileri öldürmeye kalkmislardir. Kuran'da haber verilen bu karakterin bugün yok olduguna dair hiçbir isaret olmadigina göre sunu söyleyebiliriz: Yahudi toplumunun dini bir lidere genis çapta baglanmasinin tek yolu, o liderin onlara nefslerinin hosuna gidecek seyleri getirmesidir.
Ve Kuran'da nefs konusunda söyle denir: "... gerçekten nefis—Rabbimin kendisini esirgedigi disinda—var gücüyle kötülügü emredendir." (Yusuf, 53) Bu durumda yahudilerin ahir zamanda ortaya çikacak olan Mesih'e baglanacak olmalarinin tek bir açiklamasi vardir. Bu Mesih, onlara nefslerinin hosuna giden seyleri, yani "kötülügü" emredecektir. Önceki sayfalarda aktardigimiz bir bilgi bu noktada aydinlatici olabilir. Bu bölümün baslarinda Sabetay Sevi'nin sahte Mesihlik hareketine deginmistik. Bir Kabalaci olan ve Mesih'in gelisini beklemekten sikilan Sevi, kendisini Mesih ilan etmis ve asil Mesih'in yapacagi seyleri henüz 17. yüzyilin ortasinda—Mesih Plani'nin bitmesinden ikibuçuk asir önce—yapmaya çalismisti. Icraatlari arasinda yer alan "günahin kutsalligi" teorisi ise oldukça ilginçti. Sevi, "günah artik kutsaldir" diyerek yahudi dinindeki bir çok harami serbest birakmisti. Serbest birakilan, hatta tesvik edilen seyler arasinda "mumsöndü" denen ünlü sapik iliskinin yer aldigina da degindik.
Sabetay Sevi, ahir zamanda gelecek olan Mesih'in bir prototipi olduguna göre, sözkonusu Mesih de büyük olasilikla "günah kutsaldir" diyerek sapkinligi tesvik edecektir. Yahudiler nefislerine aykiri gelen peygamberleri tanimazken, nefsin tüm asiriliklarini kiskirtan bu tür bir Mesih'e kolaylikla tabi olacaklardir. Bu, sözkonusu Mesih'in gerçekte bir deccal olusunun da en iyi göstergesidir. Mesih-i Deccal, büyük olasilikla, Sevi'den daha da ileri boyutta bir "günahi kutsallastirma" akimi baslatarak, ahir zamanin fitneleri arasinda yer alan homoseksüellik, lezbiyenlik gibi sapkinliklari mesrulastiracak, yahudilerin Kuran'da da vurgulanan dünya hirslarini, kibirlerini, üstün irk saplantilarini daha da kistirtacaktir. Bu, yahudilerin ona baglanacak olmalarinin baslica nedenidir.
Kitabin basindan bu yana incelediklerimiz, ayrica, yahudilerin bekledigi Mesih'in olaganüstü bir takim yeteneklere sahip olacagini, Mesih'in bir tür büyücü oldugunu da gösteriyor. Yahudiler "seytanlarin uydurduklarina uyarak" Hz. Süleyman'i "büyücü" saydiklarina ve Mesih'in de onun bir prototipi olacagini düsündüklerine göre, Mesih'ten metafizik bir takim yetenekler bekliyor olmalilar. Gelecek Mesih'in Kabala'yla olan ilgisi de bunun bir baska göstergesidir. Çünkü kitabin Giris bölümünde de inceledigimiz gibi Kabala, metafizik yöntemlerle fiziksel dünyayi etkilemenin, yani büyünün sanatidir.
Yahudilerin bekledigi Mesih'in bu özelligine Islam kaynaklarinda da deginilir. Pek çok hadiste, ahir zamanda yahudiler arasinda çikacak olan Mesih-i Deccal'in (Saptirici Mesih) büyük fitne çikaracagi, insanlari büyü yolu ile kandirarak kendisine baglayacagi ve müslümanlara karsi da savasacagi haber verilir. Peygamberimiz, Deccal'in vasiflarini ve yöntemlerini sayarken yanindakilere söyle demistir:
Iste ben bunlari size anlatiyorum ki durumu iyi kavrayasiniz, onun tuzagina düsmeyesiniz, sizden sonrakilere de anlatasiniz, onlar da kendilerinden sonra geleceklere anlatsinlar diye. Çünkü onun fitnesi, fitnelerin en çetinidir. 52
Mesih-i Deccal, ahir zamanda zaten mevcut olan fitneyi daha da ileri boyutlara ulastiracak, insanlarin sapkinligini daha da artiracaktir. Bediüzzaman, ahir zamanda dinsiz felsefenin gelismesiyle birlikte büyük bir inkar dalgasi yayilacagini, herkesin küçük birer Nemrud haline gelecegini anlattiktan sonra Mesih-i Deccal'in konumunu söyle açiklar:
... Ve onlarin basina geçen en büyükleri, ispiritizma ve manyetizmanin hadisati nev'inden müdhis harikalara mazhar olan deccal ise daha ileri gidip, cebbarane suri hükümetini bir nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilan eder. 53 Bediüzzaman, ahir zamanda küfrün basina geçecek olan deccalin ruhçuluk (muhtemelen cinlerle ilgili bir gizli bilgi) ve manyetizmayi kullanarak bir takim "müthis harikaliklar", yani insanlara etki eden olaganüstülükler gerçeklestirecegini ve bu yolla kendi uluhiyetini (ilahligini) ilan edecegini söylüyor. Pek çok hadiste Mesih-i Deccal'in sözkonusu büyücülük özelligi haber verilir. Buna göre, Mesih-i Deccal, kendisine bagli olan cinni seytanlari (kafir cinleri) kullanarak bir takim gözboyayici sözde mucizeler gerçeklestirecektir. Bunlarin arasinda ölülerin diriltilmis gibi gösterilmesi en çok haber verilenlerdendir.
Mesih-i Deccal ve Ölülerin Diriltilisi
Sik sik vurguladigimiz bir gerçek var: Yahudilerin asirlardir yolunu gözledikleri, Kabalacilar'in gelmesi için dev bir Plan yapip uyguladiklari yahudi Mesihi, Islam kaynaklarinda anlatilan Mesih-i Deccal'le ayni kisidir. Bu sonuca, hem iki portre arasindaki zamansal uyumdan hem de bu iki kisi hakkinda yahudi ve Islam kaynaklarinda verilen detaylarin birbirine tamamen uyuyor olmasindan variyoruz. Yahudi kaynaklarinda Mesih'le ilgili verilen bilgilere kitap boyunca sik sik degindik. Tek bir cümleyle, yahudiler sözkonusu Mesih'in kendi uluslari için büyük bir kurtulus getirecegini, bir altinçag baslatacagini beklemektedirler. Ve yahudi ögretisinin irkçi özelligi sonucu, yahudi ulusunun kurtulusu, diger uluslarin batisini ya da en azindan tahakküm altina alinisini gerektirmektedir.
Ancak yahudi ögretisinde Mesih'le ilgili bir baska önemli inanis vardir ki, buna daha önce pek deginmedik. Bu, Mesih'le birlikte ölü yahudilerin dirilecegi ve "iyi" olanlarinin—yani yahudi kimligine ve irk bilincine yeterince sahip olanlarin—nerede gömülü olurlarsa olsunlar mezarlarindan kalkarak Vaadedilmis Topraklar'a dönüp "yeryüzü cenneti"nde yasayacaklari inancidir. Üçüncü bölümde yahudi dininde bildigimiz anlamda bir ahiret, cennet ve cehennem inanci olmadigini, aksine yahudi ögretisinin temelinde "yeryüzü cenneti" kavraminin yattigina deginmistik. Iste bu yeryüzü cenneti, inanisa göre, Mesih gelince kurulacak ve "iyi" yahudiler de Mesih sayesinde diriltilip sözkonusu "cennet"e dahil olacaklardir. Encyclopaedia Judaica, bu inanisi aktarirken, Mesih'le birlikte dirilis beklentisinin yahudi geleneginde son derece yaygin oldugunu, ancak dini otoritelerin bazi ayrintilarda (diaspora yahudilerinin dirildikten sonra nasil Filistin'e dönecekleri, giyinik olup olmayacaklari gibi) farkli görüsler öne sürdügünü bildiriyor. 54
Bu konudaki yahudi inanisi, Mesih'in gelmesiyle birlikte önce Kudüs'teki, özellikle de kutsal Zeytin Dagi'ndaki yahudilerin dirilecegini, ardindan Kutsal Topraklar'daki diger yahudilerin ve en son da diasporadakilerin dirilecegini öngörüyor. (Tüm Israil liderlerinin Zeytin Dagi'na gömülmesinin, Robert Maxwell gibi ünlü yahudilerin buraya gömülmek için vasiyette bulunmalarinin nedeni, bu dagin Mesih geldiginde yasanacagi umulan "dirilis"in ilk duragi olusudur).
Iste bu ölülerin diriltilisi inanci, yahudilerin bekledikleri Mesih ile Islam kaynaklarinda anlatilan Mesih-i Deccal'in ayni kisi oldugunun bir baska göstergesidir. Çünkü Islam kaynaklarinda, Mesih-i Deccal'in, Bediüzzaman'in dedigi gibi "ispiritizma ve manyetizma"nin etkisiyle, "ölüleri diriltme" sovlari yapacagi anlatilir. Hadislerde söylendigi gibi bunlar yalnizca birer ilüzyon, birer göz boyama olacaktir; ama yine de bu durum Mesih-i Deccal'in karizmasinin ve baglilarinin—ki bunlarin çogu yahudilerdir—ona olan inancinin artmasina yarayacaktir.
Ilgili kaynaklarda "Deccal'in adamlari olacak, bunlarin bir kismini öldürüp sonra diriltecek" deniyor.55 Ancak bu gerçek bir ölüm ve dolayisiyla gerçek bir diriltme degildir. Ayni kaynakta olay söyle açiklaniyor:
Onun öldürdükleri yanindaki seytanlar, yani cinlerdir. Onlari göz boyayicilik yapak öldürüyormus gibi görünür, hakikatte ise böyle bir sey yoktur... Cahilleri daha kolayca kandiracak... Çünkü cahillere gelip, istersen ölü babani ve anneni dirilteyim, diyecek. O da, evet göster, deyince yanindaki seytan adamin babasi sekline girecek ve, oglum ben senin babanim, bu adama uy, diyecek. 56 Deccal'in Alametleri ve Taberiye Gölünün Kurumasi Önceki sayfalarda Mehdi'nin çikis alametlerini incelemis ve bu alametlerin günümüzde gerçeklestigini yazmistik. Benzer bir durum Mesih-i Deccal'in çikis alametleri için de geçerlidir. Islam kaynaklarinda aktarilan bu alametlerin en basta geleni, Deccal çikmadan önce yasanacak olan büyük bir kurakliktir. Deccal'in hemen öncesinde su kaynaklari kuruyacak, yagmur çok azalacak ve ekinleri helak eden büyük bir kuraklik yasanacaktir. Bu kurakligin yeri hakkinda da bilgi bulmak mümkündür: Bir hadise göre, Deccal'in çikisindan önce Taberiye Gölü'nün ve Zagor Pinari"nin suyunun çok azalacagini haber verilmistir. Bu iki kaynakta Ortadogu'dadir; Taberiye Israil ve Suriye sinirinda, Zagor Pinari ise Suriye içlerindedir. 57 Kisacasi sözkonusu hadiste Mesih-i Deccal öncesinde Ortadogu'da, özellikle de Suriye çevresinde büyük bir kuraklik yasanacagi haber verilmektedir. Bu kuskusuz son derece anlamlidir, çünkü bugün Ortadogu gerçekten de tarihindeki en büyük kuraklikla karsi karsiya. Özellikle de Suriye'nin büyük bir susuzluk tehlikesi içinde oldugu, hatta bu nedenle Türkiye'yle savasacagini öne süren senaryolar üretiliyor...
Deccal ve Global Yahudi Egemenligi
Hadislerde Mesih-i Deccal'in yahudi olusu ve ona baglananlarin çogunun yahudilerden olusmasina da dikkat çekilir. Bir hadiste açikça "Deccal yahudidir" denir. 58 Bir digerinde, "Deccal'in ekseriyette tabileri (ona uyanlar) yahudilerdir" haberi yer alir.59 Bir baska rivayette, yahudilerin Mesih-i Deccal'in etrafini sararak "kendisiyle Araplara karsi savasabilecegimiz kralimiz geldi" diye senlikler yapacagi anlatilir. 60 Hadislerde Mesih-i Deccal'e tabi olanlarin "çogunun" (hepsinin degil) yahudilerden olustugu söyleniyor. Bu durumda, Deccal'e baglanacak diger grubun hiristiyanlar arasindan çikacagini söyleyebiliriz. Önceki sayfalarda günümüz Protestanlarinin bir kisminin, özellikle Evanjeliklerin, yahudilerle ayni Mesih inanisina sahip olduklarini incelemistik. Mesih-i Deccal ortaya çikip da çesitli olaganüstülükler gösterdiginde—ki bunlarin arasinda Hz. Isa'nin mucizelerinden biri olan "ölüleri diriltme" basta gelmektedir—sözkonusu hiristiyanlar da Deccal'i Hz. Isa sanarak ona tabi olacaklardir. Bu durum, "judaizer" hiristiyanlarla yahudiler arasindaki kitabin basindan bu yana inceledigimiz ittifakin en yüksek asamasi olacaktir. Ayrica sözkonusu Mesih-i Deccal'in Süleyman Tapinagi'ni ideolojilerinin temeline yerlestirmis olan Tapinakçi/masonlardan da büyük bir destek görecegine kusku yoktur.
Dolayisiyla Mesih-i Deccal, arkasinda en basta kendi kavmi olan yahudileri ve ikinci asamada da yahudilerin geleneksel müttefiki olan iki gücü—yahudi sempatizani hiristiyanlar ve Tapinakçi gelenegi koruyan masonluk—alarak, büyük bir güce ulasacaktir. Yahudi önde gelenlerinin asirlardir süren Mesih Plani boyunca olusturduklari tüm maddi güç, Mesih-i Deccal'in emrine verilecektir. Bu noktadan hareketle, yahudi önde gelenlerince denetim altinda tutulan ABD'nin ve daha az oranda da olsa diger Batili güçlerin Mesih'e destek olacagini söyleyebiliriz. Baskan Reagan'in Armagedon hesaplari bunun bir göstergesidir.
Mesih-i Deccal'in "günahin kutsalligi" doktrini de arkasindaki gücü büyütecektir. Tüm bu gücü arkasina alan Deccal, yahudilerin asirlardir hayalini kurduklari hiyerarsik dünya düzenini tam ve kesin olarak kurmaya yeltenecektir. (Hiyerarsinin tepesinde yahudiler yer alir, daha altta "müttefikleri", en altta ise öteki dünya halklari vardir, bkz. 11, bölüm). Bu arada Mesih'in Ortadogu'da büyük bir isgal baslatacagini, Israillilerin onyillardir klasik böl ve yönet (divide et impera) yöntemine hazir hale getirdikleri bu cografyayi Israil egemenligi altina almak için harekete geçecegini söyleyebiliriz.
Mesih-i Deccal'in uygulayacagi bu "global yahudi egemenligi" projesinin en büyük düsmani da o siralar Mehdi'nin bayragi altinda birlesecek olan Islam dünyasi olduguna göre, Mesih-i Deccal asil olarak bu düsmanla karsi karsiya gelecektir. Ancak ahir zamanda olusacak bu büyük kutuplasmanin bir sonuca varmasi için, ilahi kadere bir baska önemli kisinin daha dahil olmasi gerekmektedir. Çünkü Mehdi, Mesih-i Deccal'i ve onun büyük ordularini tek basina yenemez. Bediüzzaman söyle demektedir:
Sihir ve manyetizma ve ispiritizma gibi istidraci (saptirici) harikaliklariyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden (boyundurugu altina alan) o dehsetli Deccal'i öldürebilecek, meslegini degistirebilecek; ancak harika ve mucizatli (mucizelere sahip) ve umumun makbulü bir zat olabilir ki; o zat, en ziyade alakadar ve ekser insanlarin (çok sayida insanin) peygamberi olan Hazret-i Isa Aleyhisselam'dir.
Hz Isa'nin Yeryüzüne Dönüsü
Ahir zamanin en büyük bir kaç olayindan biri, kuskusuz Hz. Isa'nin (a.s.) yeryüzüne inmesidir. Bu, pek çok sahih (güvenilir) hadiste haber verilen bir vaattir. Hadislerin bildirdigine göre, ölmemis bir halde göge yükseltilen Hz. Isa, ahir zamanda yeryüzüne inecek, Mehdi ile birlesecek ve onunla beraber Mesih-i Deccal'e karsi savasip onu maglup edip öldürecektir. Bediüzzaman'in dedigi gibi pek çok istidraci (saptirici) harikaliklara, olaganüstü yeteneklere sahip olan Mesih-i Deccal'i maglup edebilecek olan yegane insan, büyük mucizelerin sahibi olan gerçek Mesih Hz. Isa'dir. Hz. Isa'nin dönüsü konusunda, Kuran'da da oldukça belirgin isaretler vardir. Hz. Isa ile ilgili bazi ayetler, onun ahir zamandaki dönüsüyle ilgili çok önemli ipuçlari verir. Bunlari söyle siralayabiliriz:
1- Nisa Suresi'nde Hz. Isa'dan sözedilirken söyle denir:
(Bir de) Inkara sapmalari ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri ve: "Biz, Allah'in Resulü Meryem oglu Mesih Isa'yi gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (Israilogullarini lanetledik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadilar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkinda anlasmazliga düsenler, kesin bir süphe içindedirler. Onlarin bir zanna uymaktan baska buna iliskin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayir; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa, 156-158)
Ayetlerde birbiri ardina çok önemli bilgiler verilmektedir. Öncelikle; Yahudilerin kiskirtmalari sonucunda Romalilar tarafindan çarmiha gerilen kisi, hiristiyan ve yahudilerin sandiklarinin aksine, Hz. Isa degildir. Romalilar ve onlari kiskirtan yahudiler Hz. Isa'yi hedeflemisler ve Allah da onlara onu astiklarini göstermistir, oysa gerçek bambaskadir. Allah bir baskasini—hadislere göre Hz. Isa'yi gammazlayan Yuda Iskaryot'u—onlara Isa gibi göstermis, onlar da bu kisiyi çarmiha germislerdir. Hz. Isa ise öldürülmemis ve canli olarak Allah katina yükseltilmistir.
Bu noktada Hz. Isa'nin Allah tarafindan "vefat ettirildigi"ni haber veren Ali Imran 55 ve Maide 117'i üzerinde durmak gerekir. Ali Imran 55'te vefat ettirme söyle kullanilmaktadir: "Allah demisti ki: ' Ey Isa, ben seni vefat ettirecegim ve kendime yükseltecegim..." Maide 116-117 ise söyledir:
Allah: "Ey Meryem oglu Isa, insanlara, beni ve anneni Allah'i birakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediginde: "Seni tenzih ederim, hakkim olmayan bir sözü söylemek bana yakismaz. Eger bunu söyledimse mutlaka sen onu bilmissindir. Sen bende olani bilirsin ama ben Sen'de olani bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen. Ben onlara bana emrettiklerinin disinda hiçbir seyi söylemedim. (O da suydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onlarin içinde kaldigim sürece, ben onlarin üzerinde bir sahidim. Benim (dünya) hayatima son verdiginde, üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen her seyin üzerine sahit olansin." Bu ayetlere bakilarak Hz. Isa'nin öldügü ve bir daha da yeryüzüne dönmeyecegi düsünülebilir. Oysa durum böyle degildir. Çünkü "vefat ettirmek", Kuran'daki kullanilisiyla, bildigimiz biyolojik ölüm anlamina gelmemektedir. Iki farkli ayette "vefat ettirmek", uyutmakla ayni anlamdadir:
Allah, ölecekleri zaman canlarini alir; ölmeyeni de uykusunda. Böylece, kendisi hakkinda ölüm karari verilmis olani(n ruhunu) tutar, öbürsünü ise adi konulmus bir ecele kadar saliverir. Süphesiz bunda, düsünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardir. (Zuhruf, 42) Bu ayette ölüm için "mevt" ifadesi kullanilmaktadir. "Vefat ettirmek" (yeteveffa) ise kesin bir ölüm degildir; insanlar uyuduklarinda da vefat ettirilmis olurlar. "Sizi geceleyin öldüren ve gündüzün 'güç yetirip etkilemekte olduklarinizi' bilen, sonra adi konulmus ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten O'dur" (En'am, 60) ayetinde de vefat ettirme (yeteveffa) fiili ayni anlamda kullanilir. Buradan su sonuca varabiliriz: Kuran'da "vefat ettirme" ifadesi, biyolojik ölüm için degil, ruhun Allah katinda çekilerek bedenin de uyku haline girmesi durumu için de kullanilmaktadir. Bu durum, muhtemelen Hz. Isa için de geçerlidir: Ruhu Allah katina alinmis, bedeni de bir uyku hali içindedir. Ahir zamanda ise insanin günlük uykusundan uyanmasi gibi Ashab-i Kehf'e benzer bir biçimde, yeryüzüne dönecektir. En dogrusunu Allah bilir.
2- Az önce Hz. Isa'nin aslinda çarmiha gerilmedigini haber veren ayetleri (Nisa, 156-158) aktarmistik. Hz. Isa'nin çarmiha gerilmekten kurtarilmis olmasi, yahudilerin ona karsi kurduklari tuzagin Allah tarafindan bozulmus oldugu anlamina gelir. Ancak bu tek basina yeterli degildir, çünkü ayetlerde bir de karsi-tuzaktan söz edilmektedir:
Nitekim Isa, onlarda (Israilogullarinda) inkâri sezince, dedi ki: "Allah için bana yardim edecekler kimdir?" Havariler: "Allah'in yardimcilari biziz; biz Allah'a inandik, bizim gerçekten müslümanlar oldugumuza sahit ol" dediler. "Rabbimiz, biz indirdigine inandik ve elçiye uyduk. Böylece bizi sahitlerle beraber yaz." Onlar (Isa'ya tuzak kuran yahudiler) bir düzen kurdular. Allah da (buna karsilik) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucularin en hayirlisidir. (Ali Imran, 52-54) Allah'in yahudiler tarafindan Hz. Isa'ya kurulan tuzaga karsi bir karsi-tuzak kurmasinin en iyi açiklamasi, ahir zamanda Hz. Isa'nin yeniden yeryüzüne inerek yahudilerin tabi oldugu sahte Mesih'i öldürmesidir. Eger bu olmasa, yahudilerin Hz. Isa'ya kurdugu tuzak bozulmus ama bir karsi-tuzak kurulamamis olurdu. En dogrusunu Allah bilir. 3- Hz. Isa ile ilgili diger bazi ayetler onun ikinci kez yeryüzüne inecegine dair açik isaretler tasimaktadir. Ali Imran 35 bunlarin basinda gelir:
Hani Allah, Isa'ya demisti ki: "Ey Isa, dogrusu senin hayatina Ben son verecegim, seni Kendime yükseltecegim, seni inkar edenlerden temizleyecegim ve sana uyanlari kiyamete kadar inkara sapanlarin üstüne geçirecegim. Sonra dönüsünüz yalnizca Banadir, hakkinda anlasmazliga düstügünüz seyde aranizda Ben hükmedecegim. Ayetteki "sana uyanlari kiyamete kadar inkâra sapanlarin üstüne geçirecegim" ifadesi üzerinde düsünelim. Hz. Isa hayatta iken ona uyanlarin sayisi onikiydi ve büyük baskilar altina alindilar. Sonraki iki yüzyil boyunca da Hz. Isa'ya iman eden müslümanlar (Iseviler) büyük baskilar altinda yasadilar; hiçbir siyasi güce sahip degildiler. Sonra ise zaten Hiristiyanlik dejenere oldu, Hz. Isa'nin "Allah'in oglu" oldugu seklindeki sapik inanç benimsendi ve teslis (üçleme; Baba-Ogul-Kutsal Ruh) kabul edildi. Teslisin kabul edilisinden sonraki hiristiyanlari " Isa'ya uyanlar olarak kabul edemeyiz, çünkü "andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düsmüstür. Oysa tek bir ilahtan baska ilah yoktur" (Maide, 73) hükmüne göre, teslisi kabul edenler küfür içindedirler. Bu durumda "sana uyanlari kiyamete kadar inkara sapanlarin üstüne geçirecegim" ifadesi açik bir isaret tasimaktadir; Hz. Isa'ya ahir zamandaki dönüsü sirasinda tabi olanlarin kiyamete kadar kafirlere üstün kilinmasi. Nitekim hadisler de bu yöndedir. Rivayetlere göre, Hz. Isa ve Mehdi birlikte Mesih-i Deccal'i maglup ettikten sonra tüm dünyayi kapsayan bir Islam egemenligi kurulacak ve bu durum, kiyamete yakin imanin yeniden dejenere olusuna kadar sürecektir. En dogrusunu Allah bilir.
4- Hz. Isa'nin ikinci gelisi ile mutabik gözüken bir diger ayet ise Nisa 159'dur: "Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kiyamet günü, o da onlarin üzerine sahit olacaktir."
Ayette "ölmeden önce" ifadesi ile Hz. Isa'nin kastedildigi açiktir. Çünkü Kitap ehlinden herkesin, yahudiler dahil, ölmeden önce Hz. Isa'ya inanacak olmalari düsünülemez. Kitap ehli olan yahudiler, 2000 yildir onu tanimamaktadirlar. Aslinda teslisi kabul eden hiristiyanlarin da gerçekte Hz. Isa'ya inandiklarini söyleyemeyiz; onlar Hz. Isa'nin teblig ettigi tevhid dinine degil, dejenere edilmis bir sirk dinine baglidirlar.
Bu durumda, Hz. Isa'nin ölümünden önce tüm kitap ehlinin ona iman edecegini bildiren bu ayet, ahir zamana yönelik açik bir isaret tasimaktadir. Çünkü Hz. Isa Allah katina yükseltilmeden önce, ona yalnizca havariler inanmisti; yahudiler, yani tüm bir Kitap ehli onu inkar etmislerdi. Bu durumda ayetin isareti ile su sonuca varabiliriz: Hz. Isa ahir zamanda yeryüzüne inecek ve bu kez tüm kitap ehli ona iman edecektir. Nitekim hadislerde anlatilanlar da bu yöndedir. Rivayetlere göre, Hz. Isa'nin Mesih-i Deccal'i öldürmesinin ardindan hiristiyanlar ve hayatta kalan yahudiler ona inanacak ve tüm yeryüzü huzur içinde bir altinçag yasayacaktir. Bu durum Hz. Isa'nin ölümüne dek sürecek, ölümünden bir süre sonra yeni bir dejenerasyon baslayacak ve en sonunda kiyamet gerçeklesecektir. En dogrusunu Allah bilir.
5- Hz. Isa'nin ahir zamanda yeniden gelecegine isaret eden bir diger ayet, Zuhruf 61'dir. Ard arda Hz. Isa'dan söz eden ayetlerden sonra söyle denir: "Süphesiz o, kiyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kiyametten) yana hiçbir kuskuya kapilmayin ve bana uyun. Dosdogru yol budur." Ayetin önce ve sonrasindan anlasildigi üzere, "o" zamiri Hz. Isa'yi ifade etmektedir. Bu durumda bu ayetin Hz. Isa'nin ahir zamanda yeryüzüne dönüsüne açik bir isaret tasidigini söyleyebiliriz. Çünkü Hz. Isa, Kuran'in indirilisinden 6 asir önce yasamistir. Dolayisiyla Hz. Isa'nin bu ilk hayatini "kiyamet için bir bilgi", yani bir kiyamet alameti olarak anlarsak, ayetin isaret ettigi anlami kavrayamamis olabiliriz. Ayetin isaret ettigi anlam, Hz. Isa'nin, ahir zamanda, yani kiyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne dönecegi ve bunun da bir kiyamet alameti olacagidir. En dogrusunu Allah bilir.
6- Hz. Isa'nin ikinci gelisi ile mutabik gözüken bir baska ayet ise Ali Imran 48'dir. (Ayet, anlasilabilmesi için asagida 45. ayetten itibaren alinmistir)
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, dogrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adi Meryem oglu Isa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygindir' ve (Allah'a) yakin kilinanlardandir. Besikte de, yetiskinliginde de insanlarla konusacaktir. Ve O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beser dokunmamisken, nasil bir çocugum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratir. Bir isin olmasina karar verirse, yalnizca ona "ol" der, o da hemen oluverir. Ona kitabi, hikmeti, Tevrati ve Incili ögretecek." Ayette, Allah'in Hz. Isa'ya Tevrat'i, Incil'i ve bir de "Kitabi" ögretecegi haber veriliyor. Bu kitabin hangi kitap oldugu kuskusuz önemlidir. Ayni ifade, Maide 110'da da kullanilmaktadir:
Allah, elçileri toplayacagi gün, söyle diyecek: "Size verilen cevap nedir?" Onlar da: "Bizim bilgimiz yoktur; süphesiz görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen." Allah söyle diyecek: "Ey Meryemoglu Isa, sana ve annene olan nimetimi hatirla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, besikte iken de, yetiskin iken de insanlarla konusuyordun. Sana kitabi, hikmeti, Tevrat'i ve Incil'i ögrettim..." (Ali Imran, 109-110) Tevrat ve Incil disinda tek bir ilahi kitap vardir; Kuran (Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski Ahit'in içindedir). Nitekim Ali Imran 3'te de "Kitap" kelimesi, Incil ve Tevrat'in yaninda Kuran'i ifade etmek için kullanilmistir: "Allah... O'ndan baska ilah yoktur. Diridir, kâimdir. O, sana Kitabi Hak ve kendinden öncekileri dogrulayici olarak indirdi. O, Tevrat'i ve Incil'i de indirmisti." (Ali Imran, 2-3) Bu durumda Hz. Isa'ya ögretilecek olan üçüncü "Kitab"in Kuran oldugunu ve bunun da ancak Hz. Isa'nin ahir zamanda dünyaya dönüsü zamaninda mümkün olabilecegini düsünebiliriz. Kuskusuz en dogrusunu Allah bilir.
Tüm bunlarin yaninda "süphesiz, Allah katinda Isa'nin durumu, Adem'in durumu gibidir..." (Ali Imran, 59) ayeti de Hz. Isa'nin dönüsüne isaret ediyor olabilir. Tefsirciler genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasiz olma özelligine dikkat çektigini söylemislerdir. Ancak ayetin bir ikinci isareti daha olabilir. Bu, Hz. Isa'nin da ahir zamanda, Hz. Adem gibi Allah katindan yeryüzüne indirilecek olacagina isaret ediyor olabilir. En dogrusunu Allah bilir.
Bazi müslümanlar Hz. Isa'nin ahir zamanda dönmeyecegi konusunda israr ediyorlar. Ancak üstte saydigimiz bütün bu ayetler üzerinde ciddi bir sekilde düsünülmesi gerekir. Acaba neden Kuran'da baska hiçbir peygamber için bu tür ifadeler kullanilmamistir? Acaba neden baska hiçbir peygamber "kiyamet için bilgi" degildir? Neden baska hiçbir peygamber ile ilgili ayetler, onun ikinci bir hayati olmasi gerektigi gibi bir anlam ortaya çikarmamaktadir.
Hz. Isa'nin yeryüzüne dönüsü ve Mehdi gibi iki önemli konunun Kuran'da açikça anlatilmamis, yalnizca isaret edilmis olmalarinda da önemli bir hikmet vardir. Öncelikle, bu iki konunun da imani bir konu olmadigini söyleyebiliriz. Bu durum, ümmetin yalanci Mehdi ve Isa'lardan korunmasina da yardimci olur. Eger bu iki konu da Kuran'da geçseydi, bu dogrudan imani bir konu olacak, bir insanin Mehdi ya da Isa oldugunu tanimak farz olacakti. Bu tarihte örnegi sik görülen sahte Mehdilik hareketleriyle karsilasan müslümanlari daha da zor bir durumda birakirdi. Oysa Mehdi ve Isa, Bediüzzaman'in dedigi gibi "imanin nuruyla" taninacaktir.
Peygamberimizin bir sözü söyledir:
Hayatim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oglu (Isa)nin adil bir hakim olarak içinize inmesi muhakkak yakindir. O salibi (haçi) kiracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldiracaktir. Mal o kadar çogalip tasacaktir ki, hiç kimse kabul etmez olacaktir. 62 Hz. Isa'nin "haçi kirmasi ve domuzu öldürmesi", Hiristiyanligi sapkin ögelerinden kurtararak orjinal haline döndürmesini ifade eder. Bunun ardindan, Mesih-i Deccal'i Hz. Isa sanarak ona tabi olmus pek çok hiristiyan gerçegi görerek Hz. Isa'ya tabi olacak, yani Islam'i kabul edecektir. Ahir zamanin bu asamasinda, Mehdi ve Hz. Isa'nin liderligindeki Islam dünyasi, hiristiyanlarin önemli bölümünün de katilmasiyla güçlenecektir. Nitekim Bediüzzaman da gelecek Mehdi'nin yapacagi isleri anlatirken "hilafet-i Islamiyeyi Ittihad-i Islama bina ederek Isevi ruhanileriyle ittifak edip dini-Islama hizmet" edeceginden söz eder. 63 Hz. Isa'nin yeryüzüne inisi ve Hiristiyanlarin çogunun da hidayetine araci olusunun ardindan, Mesih-i Deccal, yegane sadik kavmi olan yahudilerle birlikte Islam'in önündeki tek düsman olarak kalacaktir. Bu asama, ahir zamanin son büyük çatismasi olan Armagedon'un basladigi asamadir.
Armagedon!...
Yahudi ve Hiristiyan kaynaklarinda Armagedon, Islam kaynaklarinda ise Melaheme-i Uzma olarak adlandirilan büyük savas, ahir zamanda Mehdi ve Hz. Isa önderligindeki müslümanlar ile Mesih-i Deccal önderligindeki yahudiler arasinda yasanacaktir. Aslinda bugün Anti-Islami Enternasyonal'in dünya müslümanlarina karsi giristigi savasin Armagedon'un bir ön safhasi oldugunu düsünebiliriz. Israil tarafindan yönetilen bu Enternasyonal'in varligini ve yapisini 12. bölümde incelemistik. Israilliler, büyük olasilikla, Mesih geldiginde müslümanlarla savasacaklarini bilmektedirler ve bugün dünyanin dört bir yanindaki anti-Islam güçleri örgütleyip-kiskirtiyor olmalarinin bir açiklamasi da bu uzun vadeli hesaptir. Baskan Reagan bile Israil'in Armagedon için silahlandirilmasi gerektigine inandigina göre, Israillilerin kendilerini bu savasa hazirlamalari ve dolayisiyla simdiden düsmani zayiflatmaya ugrasmalari son derece normaldir.
Bu noktada, Israil'in sürekli genislettigi nükleer kapasitesi "Armagedon'a hazirlik" açisindan oldukça anlamli. Bunun yaninda bir de Israillilerin son yillarda müslümanlarin nükleer güce ulasmalarini engellemek için büyük bir çaba sarfediyor olmalari da oldukça dikkat çekici. Bati basininda sik sik yer alan "Islami Bomba Tehlikesi" propagandasi, bilindigi gibi asil olarak yahudi lobisi kaynaklidir. Israil Pakistan'in atom bombasi elde etmemesi için çok ugrasmisti. Bunu basaramayinca da ABD'yi Pakistan'i "terörist ülke" ilan etmeye ikna için çalismaya basladi. Son bir kaç yilda Iran'in nükleer silah üretme çabasina da en büyük tepki bilindigi gibi Israil ve onun Amerikali uzantilarindan gelmektedir. Kisacasi Yahudi Devleti, kendi nükleer gücünü sürekli büyütürken, herhangi bir müslüman ülkenin, özellikle de müslümanlar tarafindan yönetilen bir müslüman ülkenin kesinlikle nükleer güç elde edememesi için çalismaktadir. Burada bir Armagedon hazirligi sezinlemek oldukça mantiklidir.
Günümüzün siyasi ve sosyolojik göstergelerinin isaret ettigi bu büyük savas, Islam kaynaklarinda da haber verilir. Sahih hadis kaynaklarinin çogunda, ahir zamanda müslümanlar ile yahudiler arasinda geçecek olan büyük bir savasa deginilmektedir. Anlatilanlara göre savas müslümanlar tarafindan kazanilacak, yahudiler büyük bir bozguna ugrayacak ve savasa katilan yahudilerin büyük kismi öldürülecektir.
Tirmizi'de yer alan bir hadis söyledir: "Yahudiler size karsi savasacaklar ve siz onlarin basina musallat edileceksiniz. Hatta tas bile 'Ey müslüman, su arkamdaki yahudidir, onu öldür!' diyecektir."
En önemli iki hadis kaynagi olan Müslim ve Buhari'nin her ikisinde birden yer alan bir diger hadiste ise söyle denir: "Siz yahudilerle harbetmedikçe kiyamet kopmaz. Hatta taslar bile arkasindaki yahudiyi, 'Ey müslüman, su benim arkamdaki yahudidir, onu öldür!' diye haber verecektir."
Hadisler, müslümanlarin savasi kazanacaklarini ve daha ötesi, karsi tarafi gizlendikleri yerlerden tek tek bulup çikararak öldürecegini haber veriyor. (Elbette, bu durum savasa katilmamis olan sivil yahudilerin öldürülecegi anlaminda degildir. Sözkonusu olay, savasin içinde, dolayisiyla cephedeki ordular arasinda geçecek bir olaydir).
Acaba bu büyük ve kanli savasin yeri neresi olacak? Hadisler bize bu konuda da açik bir adres gösteriyorlar: Ortadogu. Savasin bitimi de bugünkü Israil topraklarinda olacaktir (yahudiler yenilecegine göre, bu son derece makuldur). Yahudilerin liderliginin Mesih-i Deccal tarafindan yürütülecegini söylemistik. Bir hadise göre, Mesih-i Deccal, Hz. Isa tarafindan "Lud kapisi yaninda" yakalanip öldürülecektir. 64 "Lud kapisi", Lud Gölü'nün (Ölü Deniz) yakininda ve dolayisiyla bugün Israil isgali altindaki topraklarda yer alan bir bölgedir.
Mesih Deccal Lud Gölü civarinda yakalanip öldürülecek ve dolayisiyla yahudi ordusu bozguna ugratilacaksa, biraz daha ilerleyip Kudüs'ü almak müslümanlar için zor olmayacak demektir. Nitekim hadisler de böyle söylüyorlar. Tirmizi'de yer alan bir diger hadis söyledir: "Horasan'dan siyah sancaklar çikacak, hiçbir kuvvet onlari önleyemeyecek ve neticede bayraklari, Iliya'da (Kudüs'te) dikilecektir."
Kudüs'ü ele geçirecek olan bu birlikler ise bir baska hadise göre, Mehdi ordusunun birlikleridir: "Yasi küçük, sakali hafif ve sarisin bir genç çikar, Mehdi'nin bayragini tasir ve karsisina daglar bile çiksa onlari ezerek Ilya'ya (Kudüs) kadar ulasir."
Bu hadislerin toplamindan elde ettigimiz sonuç, Mesih-i Deccal'in Hz. Isa tarafindan öldürülmesinin ardindan, Mehdi komutasindaki Islam ordularinin Kudüs'e kadar varacagi ve kendileriyle savasan yahudileri teker teker bulup öldürecekleridir.
Kudüs'e giren düsman kuvvetler tarafindan yahudilerin birer birer aranip yakalanmasi... Bu tablo size bir yerden tanidik geldi mi?
Ve Yeni Seküler Düzen'in Sonu Bu kitabin hemen basinda Kuran'in yahudilerle ilgili ayetlerini incelerken, bir grup ayetin çok önemli ve bir bilgi verdigini vurgulamistik. Isra Suresi'nin hemen basinda yer alan bu ayetler, yahudilerin yeryüzünde iki kez büyük bir bozgunculuk çikaracaklarini, ancak her ikisinin sonunda da Allah tarafindan üzerlerine gönderilen güçlü bir topluluk tarafindan cezalandirilacaklarini haber veriyordu. Bu iki büyük bozgunculuktan birincisinin yahudilerin Hz. Isa'yi öldürtmeye kalkmalariyla doruga vardigini ve Romalilarin Kudüs'ü yerle bir edip ve direnen yahudilerin çogunu "sokaklarin arasina girip arayarak" öldürdüklerini yazmistik. Ikinci büyük bozgunculuk ise yahudilerin Mesih Plani'ni tasarlamalari ile basladi, tüm bu kitap boyunca inceledigimiz gibi gelisti ve içinde bulundugumuz çagda zirveye ulasti. Ve bu ikinci bozgunculuk da, ayetin ifadesine göre, büyük bir cezalandirma ile sonuçlanacaktir. Isra Suresi'nin basindaki sözkonusu ayetlerde söyle denir:
Kitapta Israilogullarina su hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çikaracaksiniz ve muhakkak büyük bir kibirlenis-yükselisle kibirlenecek-yükseleceksiniz. Nitekim o ikiden ilk-vaad geldigi zaman, oldukça zorlu olan kullarimizi üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarina kadar girip arastirdilar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü. Sonra onlara karsi size tekrar 'güç ve kuvvet verdik', size mallar ve çocuklarla yardim ettik ve topluluk olarak sizi sayica çok kildik. Eger iyilik ederseniz kendinize iyilik etmis olursunuz ve eger kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaat geldigi zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi 'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadagin edip mahvetsinler.' Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuga) dönerseniz biz de (sizi asagilik kilmaya ve cezalandirmaya) döneriz. Biz, cehennemi kafirler için bir kusatma yeri kildik. (Isra, 4- Kitap boyunca hep bu ikinci bozgunculugun çagimiza mutabik oldugunun delillerini inceledik. Ancak görüldügü gibi bu bozgunculugun bir de karsiligi vardir ve bu karsilik yahudiler açisindan hiç olumlu degildir. Üstteki ayete göre, ikinci bozgunculugun sonucunda, "Allah'in zorlu kullari" Kudüs'e girecek, Tapinak'i dagitacak ve sokaklarin arasina kadar girip yahudileri arastiracaklardir. Bu isi ilk kez yapanlar "zorlu kullar" Romalilar'di (Allah'in kulu olmak için müslüman olmaya gerek yoktur; kafirler de, bilincinde olmamalarina karsin, Allah'in kuludurlar). Ikinci kez yapanlar ise hem bugünün siyasi tablosundan, hem de az önce aktardigimiz hadislerden anladigimiza göre, müslümanlar olacaktir. Mehdi ve ordusunun Kudüs'e ulasacagini ve düsman yahudileri köse-bucak arayacaklarini haber veren az önceki hadislerde anlatilan olay, Isra 7-8'de haber verilen fetihle ayni olaydir. En dogrusunu Allah bilir. Ayni, ahir zaman fitnesinin yahudilerin yeryüzünde çikardigi büyük bozgunculuk, yani Yeni Seküler Düzen (Novus Ordo Seclorum)la ayni sey olusu gibi...
Kimileri tüm bu anlattiklarimizi biraz "fantastik" bulabilir, yakin gelecekte bu tür olaylar yasanacagina inanmakta zorlanabilirler. Bu tür bir kusku, ya da inanmayis, tüm bu anlattiklarimizi yanlis bir bakis açisindan, yanlis bir zihin yapisindan degerlendirmenin sonucudur. Her olayi oldugu gibi bu kitabin basindan bu yana inceledigimiz olaylari da ancak Kuran'in verdigi zihin yapisiyla degerlendirirsek dogruyu yakalayabiliriz.
Bu zihin yapisi, tüm olaylarin, tüm tarihin ilahi kadere göre isledigi sirrini farketmekle kazanilir. Dikkat edilirse, tüm bu kitap boyunca tefsir etmeye çalistigimiz Isra Suresi'nin basindaki yahudilerle ilgili ayetler, "Kitapta Israilogullarina su hükmü verdik..." ifadesiyle baslamaktadir. Yani tüm bu olaylar, Allah'in yahudilere böyle bir kader tespit etmesinin bir sonucudur. Mesih Plani, Allah öyle diledigi için baslamis ve devam etmistir. Bu Plani uygulayan yahudiler, Allah onlara öyle bir güç verdigi için bunu yapabilmislerdir.
Ancak Allah'in dilemesi ile Plan islemis, Allah'in dilemesi ile Yeni Seküler Düzen kurulmustur. Çünkü Israilogullarina Kitapta bu hüküm verilmistir. Madem verilmistir, gerçege dönüsmek zorundadir. Dönüsmüstür de...
Kitap boyunca Yeni Seküler Düzen'in, Kuran'da sik sik vurgulanan "hileli-düzen" kavraminin bir örnegi olduguna degindik. Düzen'i kuran müstekbirler (yahudi önde gelenleri ve onlarin basta masonlar olmak üzere müttefikleri), kendi bencil tutkulari için—iktidar hirslari, irkçi saplantilari, ekonomik çikarlari gibi—insanlari dinden koparmis ve onlari ahirette "siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'i inkar etmemizi ve O'na esler kosmamizi bize emrediyordunuz" (Sebe, 33) diyen müstazaflarin konumlarina sokmuslardir. Yeni Seküler Düzen, Kuran'in tanimladigi hileli-düzenlerin ideal bir örnegidir.
Ancak az önce sözünü ettigimiz hassas nokta tam da buradadir. Bir ayette söyle denir: "Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuslardi; fakat düzen kuruculugun tümü Allah'a aittir." (Rad, 42)
Madem düzen kuruculugun tümü Allah'a aittir, Yeni Seküler Düzen'i de kuran, batinda (gizlide) O'dur. Bu, Israilogullarina Kitapta verdigi bir hükmün sonucudur. Ve madem bu düzeni O kurmustur, bunun karsi-düzenini kuran da yine Kendisi'dir. Ibrahim 46'da dendigi gibi; " gerçek su ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onlarin düzenleri, daglari yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katinda onlara hazirlanmis düzen vardir."
Düzen'e karsi, rahmani bir karsi-düzen; ahir zaman fitnesine karsi, ahir zaman Islam egemenligi vardir. Bu Allah'a göre güç degildir. O dilerse, yakinda Yeni Seküler Düzen'in yikildigini ve yerine rahmani bir düzenin kuruldugunu birlikte görecegiz. Gecenin sabaha yakin oldugu gibi zirvede olan Yeni Seküler Düzen de sözkonusu düzene o kadar yakindir.
Kuskusuz herseyin en dogrusunu Allah bilir.
Alıntıdır
|